Depresyon Hakkında
Ciddi bir strese maruz kalan hemen herkes umutsuzluğu deneyimleyebilir. Ancak bu duygular yoğun bir biçimde, tutarlı olarak ve belli bir süre boyunca deneyimleniyorsa; kişinin işlevselliği ve sosyalliği bu durumdan zarar gördüyse depresyonun varlığına işaret ediyor olabilir. Sosyal medyada karşılaştığımız melankoli, “blue hissetmek” gibi kavramları klinik depresyondan ayırt etmek önemlidir. 3-4 günlük mutsuzluk, enerjisizlik ve isteksizlik depresyon değildir.
Bağ kurduğunuz insanların içerisinde uzun süredir kendini kötü hisseden, suçluluk ve değersizlik inançları olan, eskiden zevk aldığı şeylere karşı ilgisini ve zevkini kaybetmiş kişiler varsa bu kişileri şımarık, anormal ya da sorumsuz olarak nitelendirmeden önce depresyona bir de şu açıdan bakın: Nasıl ki kış gelince üşürüz ve üşümek kışa ait bir özellikse, depresyonda da bir mevsim gibi çökkün hissetmek, enerjinin azalması ve isteksizlik kişilikteki bir zayıflık değil, depresyonun doğasındandır.
Depresyonda insanlar umutlarını kaybederler; dolayısıyla bunun bir gün geçebileceğine inanmazlar. Çevre tarafından yardım etmek amacıyla söylenen “hepsi senin kafanda bitiyor”, “herkesin dertleri var”, “kafanı dağıt, çık dolaş” gibi söylemler hastalığın iyileşmesine katkı sağlamadığı gibi; çaresizlik ve suçluluk inançlarını da besler. Depresyon kendi kendine iyileşmez. Profesyonel bir destekle ve kişinin hayatındaki kaynaklar da harekete geçirilerek tedavi edilebilir